![]() |
| foto: galatasaray.org |
bir çok maçta kötü çıktım sami yen'den. ama hiçbirinde yuhlamadım takımı. bu açıdan bakıldığında samimi olarak söylüyorum, soğukkanlı ve öfkesini yönlendirebilen biriydim. ama dün gece hakikaten çığrından çıktım. çünkü bir futbol takımı her ağustos yeni umutlara gebeyken, bizim ağustosumuz geçen mayısın devamı şeklinde. asıl sinirleri bozan da bu umutsuzluk ve kötünün devamı açıkçası. "adnan biraderler" geçen yılki film beğenilince devamını çekmeye karar vermiş olmalı.
tribünde yanımdaki koltuklarda, 3 tane küçük taraftar çocuk vardı. ikinci yarı başlarken, baktım ki biri somurtmuş oturuyor. çocuğun o haline üzülerek ben de "3-2 yeneriz, sen üzülme" dedim, ben kendi dediğime inanmamıştım ama çocuk babasına "3-2 yenecekmişiz baba" dediğini duyunca da güldüm içimden. çocuk gibi saf olmak varmış. o an o çocuğa özendim; çünkü biri bana aynı şeyi dese "hassiktir lan" diyecek raddeye gelmiştim. ama o inanmıştı işte. bir ufak söz, onu umutlandırmaya yetiyordu.
sonrasında iki golden sonra çocuk da "çak bir beşlik" diyerek yanıma geldi. hatta servet'in sayılmayan golünü de "hakem saysa 3-2 bitmişti" diyerek yutturdum. dün geceye dair tek mutluluğum da o çocuğa galatasaray mevzu bahis olduğunda umutsuz olmamayı birazcık da olsa anlatabilmem.
futbola geçecek olursak, durumun vehameti için şöyle bakmak gerekiyor: geçen sene sağ bek pozisyonunda 3. hatta 4. yedek olan serkan kurtuluş; milli takımın sol beki hakan balta'nın yerine geçtiğinde takımı hareketlendirdi. işte burada çok büyük sorun var. futbolcuda, yönetimde, rjkaard'da, taraftarda.
futbolcuda sorun var, çünkü biliyoruz ki potansiyelinin çok altında oynuyor. hakan balta mesela, bir kere olsun sol kanattan bindirme yapmadı, açtığı ortalar yerini bulmadı. arda, dün o kadar kötüydü ki her topu ezdi. bu sene milli takımdaki performansının yarısını hala galatasaray'da gösterebilmiş değil.
rijkaard'da da sorun var: ali turan'dan sağ bek olmayacağını anlamıştır umarım. belki iyi bir stoper olur diyordum, dün ondan da vazgeçtim. çünkü ne pozisyon almayı, ne de kademeye girmeyi biliyor. uğruna o kadar fırtınalar kopan futbolcu bu olmamalıydı. umarım rijkaard takım mağlubiyet alışkanlığı kazanmadan, radikal değişiklik yapma ve risk alma cesaretini gösterebilir. aksi takdirde, bu alışkanşlığı silmek için kadronun baştan aşağı değişmesi bile gerekebilir.
yönetimde sorun var. bilinen şeyler yazmıyorum artık.
taraftarda, yani bende, bizde de sorun var. neyin nasıl yapılacağını hala öğrenebilmiş değiliz. kendi futbolcumuzun moralini bozuyoruz. gerçi dün ikinci yarıda birazcık olsun o tepkilerin faydasını gördük, çünkü futbolcular g.t korkusundan oynadılar. ama yine de, takımı uyutan, yerinde tepki vermeyen, bir dakika önce tehdit ettiği adamı bir dakika sonra alkışlayan bir tribün haline geldik. ben öyle anlar oluyor ki, tribünün kime nasıl tepki vereceğini kestiremiyorum artık. iyi kötü bir standardı bile yok.
son olarak, bu yönetimin sezon başında harry kewell ile sözleşme yenilememe niyetini anlamıyorum. dünyanın en ahmakça hareketlerinden biri olacaktı. harry kewell bugün takımdaysa, birazcık da bu seneki maddi sıkıntıya ve transferdeki beceriksizliklere şükretmeliyiz. gerçekten transfer yapabilseydi bu takım, harry kewell'ımız takımda olmayacaktı çünkü.
işte kewell da böyle biri bizim için. onu sarı kırmızı forma içinde görmek için, küçük bir çocuğun umutlarının kırılmaması için hatta, türlü maddi sıkıntıya ve beceriksizliğe şükran duyuyorsun.


5 yorum:
Duyduğun pişmalığı dile getirmen ne olursa olsun hoş bir şey. Zira pek çoklarının hâlâ kendilerini savunduğu bir taraftar güruhunun içinde olmaktan utanç duyuyorum. Aslında hani yeni stadyumda taraftar değil de seyirci olmasından korkuluyor ya, hah işte, ben aslında tam da bunun için yeni stadyumu seyircilerin doldurmasını istiyorum. İnsan kendi taraftarından nefret eder mi, ben ediyorum. Sağduyuluları tenzih ederek tabii ki...
Aslında bakınca, bireyin psikolojisi çok farklı olsa da, topluluğun psikolojisi orada belirleyici unsur oluyor eylemlerinde. Ama yine de bu kadar tepki vermemeliydim dedim durdum dün gece.
Ama taraftar grubunun, bilhassa resmi olanların acilen değişmesi gerekiyor.
maç 0-2 oldu ve takım yuhalandı. 1-2 oldu ve taraftar başladı tezahürata: 'bu taraftar arkanızda her zaman'..
Utandım...
Anıl, "İnsan kendi taraftarından nefret eder mi, ben ediyorum." demiş ya; bunu bir süredir söylüyorum, sağolsunlar ne ardaturansporluluğumu bıraktılar ne entel piçliğimi. Ama doğruya doğru arkadaş. Benim yapmayı en iyi bildiğim iş taraftarlık, o yüzden de hep eleştireceğim taraftarımı. Zira biz bu değiliz, gördükçe kahroluyorum. Lig düşeriz, Rijkaard gider, takım dağılır vs, bunlar aşılır ama şu zihniyet bozulması, profilin "dark side"a kayması daha çok rahatsız ediyor beni.
formda bir barış özbek'le hallolmayacak sorunumuz yok. bu takım bu sene ske ske şampiyon!
Yorum Gönder