online stats



22 Tem 2011

milattan sonra 4

.

19 mayıs 2007 bir milat. bütün basının temizlik için yeminler ettiği, teletubbies misali el ele verilip özel programların düzenlendiği gün. temizlik dediysem de, yanlış anlaşılmasın; basın tarafından meşrulaştırılabilen her türlü olay hala fütursuzca yaşanabiliyor bu topraklarda.

mesela fenerli futbolcular tarafından tartaklanmak suretiyle arda bütün tribünü tahrik ettiği ve maç iptal edildiği takdirde kadıköy yanacağı için hakemin kafasının yarılabilmesi meşru. veya ilk olmadığı halde, son maçta şampiyonluk kaybedildiğinde stat yakmak meşru. bunlar milatın getirdiği bazı istisnai durumlar. kadıköy'de atılan şişe, yuvarlaklara alınarak galatasaraylıların olduğu taraftan geldiği iddia edildiğinde, büyük yemin yine bozulmuştu. herkes tekrardan yeni bir milat için hazırlanıyordu ki, sağolsun fizik kuralları o şişenin deplasman tarafından atılamayacağını gösterdi. yoksa ikinci bir milat için seferberlik ilan edilmesi gerekiyordu.

yine M.S 4 olduğu için, bir kulüp başkanının şike şüphelisi olması dolayısıyla maç iptal ettirmek, basını stattan -yer yer döverek- kovmak istisnai bir durum. hatta övünç kaynağı.

adalet herkes için var... masumiyet karinesi... sosyo-ekonomik durumlar...

federasyonun ve diğer tüm kulüplerin bir şüpheliyi kahramanlaştırdığı bir dönemde ünal aysal bu kahramanı değil, kendi kulübünü ve taraftarını savunduğu için tekrardan milat noktasına gelindi. bütün kulüpler seferberlik ilan etti, site site dolaştık yine ne bok yediğimizi öğrenmek üzere. kişiler kurumları bağlamıyordu. bizim son 5 yılda rekor sayıda seyircisiz oynama cezalarının müesebibi de dernek iç tüzüğü olduğu için, bu olaylar galatasaray kulübüyle ilişkilendiriebilirdi. iç tüzüğümüzün şişe atarkenki görüntüleri mevcut, bu konuda diyecek bir şeyimiz yok maalesef.

bugün M.S 4 olduğu için, dün yaşanan olaylar hakkında konuşmanın gereği yok. zaten volkan demirel'in de ünlü bir sözünde dediği gibi "sahaya giren cimbomlu olsun" demek ki bu olayların, diyarbakır'da olduğu gibi, sorumlusu galatasaray. bahsettiğim kurum olarak galatasaray. hep iç tüzük yapıyor bunları, kişiler değil. (kurumsallığa vurgu, marka değerine saygı)

bu yaşanan süreçte; şükrediyorum: iyi ki uefa'da üst düzey yönetici şenes erzik, başbakan tayyip erdoğan, türkiye futbol federasyon başkanı mehmet ali aydınlar, mhk başkanı oğuz sarvan, sporda şiddet yasasının en büyük destekçisi şekip monsturoğlu, soruşturmayı yürüten savcı mehmet berk, sivasspor başkanı mecnun odyakmaz, es-es teknik direktörü bülent uygun, ısmarlama haber yapan hürriyet gazetesinin yenilmez kalemşörleri ercan saatçi, meriç tunca, doğuştan olmak üzere bbm'ci emre belözoğlu, mamalamacı semih şentürk, hepsi fenerbahçeli.

yoksa "galatasaray(kurumsal olarak galatasaray) komplosu" laflarını duymaktan, "fenerle kimse başa çıkamaz" tezahuratlarını duyamayacak, ve kadıköy'den alevlenen azizist-leninist ateşin devrimci ve istisnai şiddetinin birer kurbanı olacaktık.

2 yorum:

bonaventure dedi ki...

bu güzel yazıyı seviyesizleştirecek belki ama "bokunda boğulmak" denilen şey tam olarak böyle oluyor herhalde.

zuber dedi ki...

yüz olsa tokat etkisi yapacak bir yazı ama onlar ''uefa fenerbahçeye düşman'' fikrini benimseme derdindeler, idrak edemezler...

federasyon, hakemler, medya ve diğer klüpler onlara düşmandı yetmedi uefa da eklendi. aziz in peşinden dahada rezil olmaya koşar adım ilerleyin sizi 2. ligde kurtarmaz...

 
Bazen insanlar bir garip oluyor, buradaki yazıyı falan okuyor, işi yokmuş gibi.